Ah Ulan RızaTarih 8/10/2008

Neden hala gelmedi... Yoksa 
Saati mi şaşırdı bu hıyar? 
Gerçi hiç saati olmadı ama en azından 
Birisine sorar... 
Cebimde bir lira desen yok! 
Madara olduk meyhaneye 
Ah eşşek kafam benim..
Nasıl da güvendim bu hergeleye!.. 
Gelse balığa çıkacaktık, 
Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık...
Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp 
Enteresan hayallere dalacaktık... 
Bu sandalı geçen hafta denk getirdik
Çalıntıdan düşürdük... 
Arkadaşlar ısrar etti, 
Biz de,  iyi olur, bize uyar diye düşündük... 
Saat sekizde gelecekti, 
Bana birkaç milyon borç verecekti.. 
Yoksa o nemrut karısı kaçtı da 
Onun peşinden mi gitti?... 
Eğer öyleyse yandık, 
Gudubet gene yaptı yapacağını!.. 
Geçen sene de merdivenden itip 
Kırmıştı Rıza’nın bacağını... 
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya horlarken Rızayı boğacak..
Bak şimdi acıdım, aşk olsun adama...
Ben olsam vallahi başedemem!...
Hele beş tane velet ki boy boy,
Allahtan düşmanıma dilemem!...
Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
Herkesin suyuna gider...
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder!...
Bir keresinde, hiç unutmam
Üç-beş zibidi haraca dadandı;
Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneyi kadar kovaladı!.
Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
aynı kafadaydık...
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır
geliyordu
Biz başka havalardaydık...
Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık...
Fenerin her maçına iddialaşıp
Millete az mı yemek ısmarladık!.
Bir tek askerde ayrıldık,
Bana Bornova düştü, Ona Gelibolu..
Döner dönmez evlendirdiler
En büyük salaklığı da bu oldu!. 
Bense hiç düşünmedi, .zaten param yoktu. 
Hep tek tabanca gezdim... 
Benim beğendiğimi annem istemedi 
Onun gösterdiğini ben sevmedim... 
Neyse,  bunlar derin mevzu.. 
Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek..
Ufaktan yol alayım
Anam evde yalnız, şimdi merakından ölecek! 
Gittim, vurup kafayı yattım, 
Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini 
Ne bilirdim,  yolda kamyon çarpıp 
Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!.. 
Vay be Rıza!..
Sonunda sen de düşüp gittin azrailin peşine! 
Dün, boşuna günahını almışım,
Ne olur kızma bu kardeşine... 
Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler 
Ne kolay söylediler!..
Sanki dev bir taş ocağını 
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!... 
Ah dostum... O kocaman gövdene 
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?. 
O zalim tabutun tahtalarını 
Senin üstüne nasıl böyle çivilediler? 
Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, yani
Bir daha olmayacak mısın? 
Yani bir daha borç vermeyecek
Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?. 
Peki, beni kim kızdıracak,
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak? 
Peki,  beni bu köhne dünyada 
Senin anladığın kadar kim anlayacak?.
Ulan Rıza... Ne hayallerimiz vardı oysa, 
Ne acayip şeyler yapacaktık.. 
Totoyu bulunca  dükkan açacak,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık..
Talih yüzümüze gülecekti be, 
Hafta sonu iki yavru kapıp 
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!. 
Ah ulan Rıza...
Bu mahallenin nesini beğenmedin de öte
yere taşındın?
Arasıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
Benim en kral arkadaşımdın!.. 
Ah ulan Rıza...
Ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt ederim? 
Senden ayrılacağımı sanma, 
Bir kaç güne kalmaz ben de gelirim!..